
Bir baba…
4 çocuk…
2 kadın…
Öyle bir dizi izliyoruz ki bu sezon, kimler neleri izliyor, kimler ağlarken nelere ağlıyor bilmiyorum ama bir çok kişinin bir şeyler bulduğunu biliyorum bu dizide.
Diziyi tam anlamıyla değil, bi sahnesine takılarak yazıyorum bunu. Ve bu hafta diziyi izleyen herkesin takılı kaldığı sahne olduğuna eminim ki, minicik bir çocukla ilgili “türkiye’yi ağlatan küçük dev” diye videoların döndüğünü görünce..
bir baba.. Babanın başka sevgilisi olduğunu öğrenen 4 çocuk.. Ardından babaya hesap soran abla.. Ablaya tokat atan baba. Ablayı savunmaya çalışan ağabey. Arada kalan anne. Uzaktan izleyen küçük abla.
Ve masanın altına saklanmış, kulaklarını tıkamış, gözleri kızarmış Türkiye’yi ağlatan küçük dev.
Bu yazıyı yazdım; babalara, baba adaylarına, küçüklüklerinde bunun gibileri yaşamışlara ve bi de yaşamasa bile sahneyi izlerken gözünden yaş akanlara…
Baba, çocuk için önemlidir. Baba otoritedir. Baba örnektir. Baba güvendir. Baba önemlidir bir çocuk için.
Baba yeri gelir anneden önce gelir, baba yeri gelir sadece arkadan gelir.
Baba yeri gelir sırdaş olur, baba yeri gelir en son öğrenen olur.
Baba, “anne-baba”nın parçasıdır çocuk için..
Baba çok şeydir çocuk için.
Baba önemlidir..
Şimdi bu yazıyı ağlaya ağlaya yazıyorum. İzlerken küfürler yağdırdığım adam da Baba çünkü.. İzlediğim dizi de olsa yaşandığını biliyorum bunların bir zamanda. Ağladığım çocuk, ağladığım baba…
O çocuğa layık olmayan babaya, o gözyaşlarını hak etmeyen babaya,lanetle;
o çocuğun boncuk gözyaşlarına, o ablaların korkuşuna, o ağabeyin ablalarını savunuşuna, kıyamadan izleyerek…
Ne kadar acı da olsa, izlerken gözlerimiz kızarsa da ve yüreğimiz daralsa da izlenip ders alınması gereken bir dizi..
Belki Ali gibi olmayan babalarınızın varlığına şükretmek için…
Böyle bir baba olmamak adına dua etmek için…
Bir çocuğun neler düşünebileceğini, nasıl bir travma topuna dönüşebileceğini, korkusundan kulaklarını kapatabileceğini, masanın altına saklanabileceğini ve daha fazlasını hissedebilmek için…
Tokat yaradır insan için ama çocuk için kurşundur tokat… Yaşarken öldürür, nefes alırken boğar çocuğu. Sessiz sedasız öldürür ruhunu. Gözleri açık olsa da öldürür ruhunu yavaştan yavaştan…
Babasını SADECE annesiyle paylaşabilen çocuk için bir başkasının tarifi yoktur. Bir çocuğun babasından nefret etmesi demek, bir çocuğun gençliğinin siyaha bulanması demektir daha minicikken..
Çocuk küçüktür evet. Ama en büyük yaralar küçükken açılır. O yaralar kapanmaz, her nefeste kanar kanar, yakar kavurur. Çocuk masumdur, ama dipsiz bir kuyudur. Ne verirseniz onu alır, saklar, öyle bir yerde ortaya çıkar ki onlar, geri dönülmez yollara sapar, kaçar…
Şimdi düşündüm, “keşke babama güvenebilseydim” diyen dilleri, ve babasından çok sebeple nefret edenleri, ve sonra babasını özleyenleri bi de şimdi kalkıp babasını öpenleri…
Baba olmak zordur ve baba olmak demek çok şeydir.
Baba olmak için baba olmak değildir marifet, baba gibi baba olmaktır meziyet…
Bugünün babaları, yarının babalarını yetiştirecekse eğer,
Gelecekler kararmasın….
