Pazar, Ağustos 21, 2016

Allah bildiği gibi etsin

çok kötü geçmiş bir haftanın pazar günündeyiz sonunda...
anlatacaklarımın üzerinden bi kaç gün geçmiş olmasına rağmen, sanırım şimdi hazır hissettim içimi ortalığa saçmaya...


bir insanın en güvendiği yer neresidir, evi...

hele ki doğduğunuzda ilk o eve gitmişseniz, bebekliğiniz çocukluğunuz,
ilk kaşınızı o evde almışsınız, ilk ergenlik krizlerini o evde yaşamışsınız,
yeni yaşları o evde karşılamışsınız,
4kişilik ailenizle o evde gülmüşsünüz ağlamışsınız, büyümüşsünüz, çoğalmışsınız...

benim en güvendiğim yerimdi evim...
evlendim,
yine de babamın evine gittiğimde hep kendimi ayrı bi güvende hissettim.
çünkü babam o eve girene çıkana hep dikkat ederdi.
çünkü babam, odalarımız yan yana olsa bile bir kere olsun kafasını çevirip benim odama bakmazdı, özeldir kızımın odası derdi hep.
babam hep söylerdi, kapıyı pencereyi kapattınız mı,
biz 5.katta otururduk ama babam bizi hep korurdu, kapıyı bacayı kapattırırdı..
tıkırtı duyardı, hepimizden önce o kalkardı...
küçükken korktuğumuzda gelir bizi öper, yok bişe kızım, bizim evimize kimse giremez der, kapımızı kapar odadan çıkardı...
bizim evimiz çok güvenliydi.
31 yıldır en güvendiğimiz yerdi orası, mabedimiz, en özelimiz, kapalı kapımızın ardı, bize ait, dördümüze ait tek ve en özel yerdi evimiz..
her oda darmadağınık...

dört duvarı daha ne kadar dramatik bir şekilde anlatabilirim bilmiyorum ama...

bir akşam bi bakıyorsunuz, kapınızın kilidi kırılmış, içeriye giriyorsunuz, her yer dağıtılmış, üzerinde yattığınız çarşaflar, yastıklarınız fırlatılmış, çekmeceleriniz yerinden çıkarılmış, içleri boşaltılmış...
en kıymetli eşyalarınız başka biri, bir tanımadığınız pislik tarafından alınmış..
pislik diyorum çünkü insan demeye utanıyorum...
içimden çok fazla bela okumak geliyor, Allah korkumdan dilimi tutuyorum...
midemi bulandırıyor gördüklerim, yaşadıklarımız, ailemin üzüntüsü, kırgınlığı,
hele ki babamın "benim derdim giden maddiyat değil, benim maneviyatımı yıktılar"
ben hiç babama kıyamadım... çok kızsam da ona bazen, ben ona hiç kıyamadım...
ben ona hep Kral dedim, bundan ya ben de hep Kralın Prensesi olarak anıldım..
bilenler bilir..

şimdi onu böyle görmek, bir şey yapamamak...
ve artık evliyim...
üzüntülerini paylaşıp, sarılıp onları birbirlerine bırakıp evime geri dönüyorum...
bu sefer gelip kocama sarılıp ağlıyorum...

ben ne anneme ne babama ne kardeşime kıyamıyorum...
çekmecelerimizin içindekilere bile dokunmaya kıyamazken,

ailemin yüreğine, özeline izinsizce dokunan pislik vicdansızlar,

Haram Zıkkım Olsun alıp götürdükleriniz...


6 yorum:

  1. Çok geçmiş olsun canım. Gerçekten çok kötü bir travma. Allah ailenin yardımcısı olsun bir an önce toparlansınlar inşallah.

    YanıtlaSil
  2. Çok geçmiş olsun Pınar. Maddi kısmı bir tarafa, dediğin gibi, manevi kısmı başka etkiliyor insanı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen öyle Handancığım... Allah kimseye vermesin... :(

      sevgiler

      Sil
  3. Boyle durumlarda insanin nutku duruyo, ne denir? nasil teselli edilir? bilemedim simdi. gecmis olsun diyebiliyoruz sadece.insallah bulunur tez zamanda cezasini alir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet gerçekten söz bitiyor... canımız sağolsun diyebiliyoruz çaresizce...
      İnşallah hak yerini bulur

      sevgiler

      Sil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...