Cuma, Haziran 17, 2016

mim :)

veeeee gecikmeli de olsaaaa  sevgili tigrisciğiimm in, mim etkinliğinin devamı olan yazısında adımı gördüm. ve dedim ki hadi pınar... :)

Pınar kimdir?

1985 yılının kasım ayının 6 gününde dünyaya gelmiş Pınar. adını babasının büyük annesi koymuş. aslında annem NİHAN (Nİmet,burHAN) istiyormuş ama o zamanki adetler, ismimi ailenin en büyüğü koymuş...
ailenin ilk torunu, ilk kız torunu olarak dünyaya gelmişim. el bebek gül bebek olarak büyütülüp şımartılırkeeenn 4 yaşımdayken hooppp kardeşim gelmiş dünyamıza. kemal doğduktan sonra bir çocuk olmaktan çok ona küçük bir anne olma misyonunu yüklendim. o kadar ki, annemin bizi nadiren ananeye babaneye bıraktığı günlerde kemal sadece benim ayağımda sallanarak uyurdu. ben 4 yaşımdayken kardeşimi ayağımda sallıyordum.. şimdi ise 30 yaşım bitti, hala ona kol kanat, ve artık arkadaş olmaya çalışıyorum.. oluyorum da bence..

üniversite sınavına girmeyi kafaya koyduğumda "kız kısmı okumaz" cümleleriyle çok uğraştım. nitekim o dönemde ailede hatta sülalede benden başka üniversiteye girmiş bir kız daha yoktu, zaten en büyükleri de bendim. ama ben kafaya koymuştum ve üniversiteye girecektim. ilk yıl, bazı engeller yüzünden kazandığım okula gidemedim, aslında babam için  1 yılımı verdim. "benim için bu yıl üniversiteye gitme" dediğinde peki dedim çünkü o benim babamdı, ilk aşkımdı, gözüm çok kördü ona nasıl hayır derdim, ama nasılsa bidahaki sene ben üniversiteye gidecektim. lise bitmiş  ve ben dışarıdan dershaneye giderek sınava hazırlandım ve İstanbul dışında çok istediğim bir üniversitenin istediğim bölümünü kazandım ama aile kuralları yine devreye girdi, şehir dışına vize çıkmadı ve Maltepe Üniversitesi Psikoloji bölümüne kaydoldum. istediğim üniversite olmadı belki ama istediğim bölüm olmuştu. psikolog oluyordum.

üniversitede geçirdiğim 5 yıl hayatımın belki de en güzel 5 yılıydı. en çok eğlendiğim, ailenin o sert zincirlerini kırdığım, hedeflerimi belirlediğim, kendime güvenimin geldiği, kendimi keşfettiğim 5 yıl... ve tabiki hayatımın en can dostunu bulduğum yer... Dicle... sanırım o üniversiteye ben Dicle'yle tanışmak için girdim. yollarımız kesişti. nitekim sonra ilişkimiz dostluğa kardeşliğe dönüştü derkeeenn Dicle ve kuzenimin çöplerini çatarak evlenmelerine vesile oldum. şimdi 3 yıllık evliler ve dünya tatlısı bir kızları var.. hayatımda yaptığım en güzel işlerden biridir bu çöp çatma işi...

ailenin tam odak noktasında durdum hep. annemle dertleşen, babam eve geciktiğinde oturup onu bekleyen, kardeşimin her gelişim döneminde yanında olup yaralarını saran, ortalığı toparlayan, evin içinde kahkaha atan, yattığında yataktan şarkı söyleyen ve babasının "pınar sus artık" cümleleriyle mutlu olan bir genç kız oldum... ailenin "pınaaaarrr yaşammm pınarıııımm" ıydım ben, böyle çağırırlardı beni.. rahmetli teyzemin Şirinesiydim...

üniversite bitti ve okullarda rehber öğretmen olarak çalışmaya başladım. psikolojiye aşık biriyim ama rehber öğretmenliği de sevdim ben...

"benim bu hayatta her işim zor olur, çok zor olur çok yıpranırım anca o zaman olur" demiştim dicleye bi gün.. saçmalama pınar negatif enerji verme, diye cevap vermişti. birbirimiz daha çok tandığımızda "ayyyy cidden bi insanın her işi mi bu kadar zor olur ya" diyen kendisi oldu. çok uğraşırım, beklerim, sabrederim.. ama sanırım zamanla tahammülüm azaldı. 25ime kadar aşırı sabırlı, etrafındakilere karşı kredisi çok bol, kalbi sağlam, kırılmayan bir genç kızdım. herşeye iyi niyetle bakıp, "ayyy benim kızım cidden aptal" cümlelerini çok duyardım annemden. sonrasında işler değişti. büyüdükçe yaşanılanlar, adına tecrübe denenler insana bişeler kattığı gibi götürüyor da.... aslında insanın kendisi çok değerli... kıymetini bilmeli kendi canının... bunu da bir ameliyathanenin o soğuk masasına yattığımda ağlarken fark ettim...

o ameliyat hayatımın dönüm noktası oldu...
kendim bilerek isteyerek yapmadım ama artık daha kırılgan daha hassas, verdiklerinin karşılığını bi parça da olsa görmek isteyen, çok kolay ağlayan, tahammülü daha azalmış, insanlara güveni kırılmış ve maalesef ki insanları gözünden anlayan, ne düşündüklerinin farkına varan bir Pınar vardı. artık laflara değil yapılanlara bakan, sözle değil işle yürüyen bir Pınar vardı. işte bu zamandan sonradır ki içime atmyorum, atamıyorum, ne zaman ki susayım o anda hastalanıyorum. o yüzden kalp kırmadan içerdekini dışarıya çıkarmayı tercih ediyorum.

bu büyük ameliyat ailemi ve çevremi de etkiledi tabiki. bu sayede kimin için ne kadar kıymetli olduğumu gördüm. ne kadar hassasiyet gösterildiğini ne kadar önem verildiğini gördüm. ve hayatımdaki insanları eledim...
çünkü artık hayatımda beni üzecek değil beni üzmekten korkan insanlara ihtiyacım vardı....

annem hep derdi ki "25inden önce evlendirmem seni". nasıl bir dua ettiyse 30uma kadar bekledim. :)
hani olur ya bazen buhranlar basar, yaşadığınız yerden bi kaçmak istersiniz. ben de öyle yaptım. bir gece otururken bir dağ otelini aradım,  annem ve bir komşumuzla birlikte, ertesi gün dağa gittik...
hayat mucizelere gebe, bilemezdim orada başıma gelecekleri, oysa ben zaten kafamı toplamaya gitmiştim oraya kiiiii orada hayatımın aşkını buldum... tanıştıktan 4 ay sonra nişanlandık, 15 ay sonra evlendik... ve sloganımız heryerde " Bu Hayatta Mucize Diye Bir şey Var" oldu.. şimdi 2bucuk aylık evliyim..

bu hayatta büyük hırslarım hiç olmadı. ne büyük kariyer hedeflerim ne yatlar ne katlar...
ben liseden beri hep "gelecekte huzurlu bi yuvam olsun" derdim. benim huzurlu bi yuvam olsundu, beni çok seven bir kocam, hayatımızı keyifli hale getirecek kadar kazancımız olsundu... sağlıkla hayırlısıyla... ben hep Allah'a sığınmayı tercih ettim. her başım sıkıştığında "yardım et" dedim, her mutlu olduğumda  "şükür"ettim. şimdi kendi yuvamda ilk ramazanım.... evimizi döndürecek kadar kazancımız, beni çok seven bir kocam, hep yanımızda olan ailelerimiz var.. daha ne isteyebilirim ki başka, zaten ben hep bunu hayal ediyordum... :)

babasının evinde elini sıcak sudan soğuk suya sokmayan bir prensestim ben :) evlenince yemek de yaptım çamaşır makinesiyle de tanıştım. iş başa düşünce yapılıyomuş, öğrendim...

heeee ben sütten çıkmış ak kaşık mıyım ?
değilim elbette
bi kere fena bir laz damarım var kiiiii arkadaşlarımın "eyvah" dediği cinsten. tepem attı mı atıyor :) e atınca da pek tutamıyorum malum çok hızlı atıyor :)
biraz sabırsızdır pınar. fazla dakiktir. zaman planlaması yapar ve plansız işlerden ani değişikliklerden pek hoşlanmaz :)
işine karışılmasını hiç sevmez. kendi sınırlarına müdahale edildiğinde hele de bi de ısrarla karşılaştığında sinirlenebilir bile...
bir şeyi bin kere söylemekten hoşlannmaz, 1 söyler 2 söyler 3.sü geldiğinde ufak ufak hata sinyalleri vermeye başlayabilir
bir deeee, sevdiklerimi paylaşmaktan hiç hoşlanmam... bunu gerçekten sevmiyorum. ne annemi babamı ne kardeşimi, hele ki kocamı kimseyle asla ve kat'a paylaşamam, bu kimselerden kastım herkes olabilir, belki bencil bir bakış açısı ama öyle napim...  :)))

pınar,
herşeye rağmen yine de iyi niyetlidir. önce güzel tarafını görmeye çalışır. tersine denk gelindiğinde eyvah eyvah ama, sevgi temeli üzerine kurulmuştur hayatı. sevgiyle beslenir. sevildikçe sevinir. sevildikçe yeşerir.
manevi değerler önemlidir. hastalık sağlık doğum günü, özel günler önemlidir. ve önemine göre de kutlar. boş geçirmez asla, sürprizlerle mutlu etmeyi sever.
hızlı araba kullanır, ama bunu yalnızca tek başınayken yapar çünkü 4 sene önce yaptığı kazada arabası pert olmuş ve içinden sağ çıkmıştı. yanında arkadaşı da vardı... o günden beri arabasında misafir varken çok korkar gaza basmaktan
4 yapraklı bir yoncası vardır elinde hep, ama onu kimse göremez, bir yaprağıda "Kocam" bir yaprağında "Annem" bir yaprağında "Babam" bir yaprağında "Kardeşim" yazar. çünkü 4 ü de ayrı şanstır onun için, ama tek dalda toplanmışlardır...
çikolatalı pastayı çok sever ayrıca :) bir de pamuk şekeri bir de luna parkları.. :)

bir de, "hiçvazgeçmedim beyaz gülleri sevmekten."

çok yazdım :) gelin bakalım mimlereeee :)

sevgili handan http://metebilge.blogspot.com.tr/
sevgili kadriye http://bizkimizkadiniz.blogspot.com.tr/


sevgiler :)

snapchat: pinarustundag



10 yorum:

  1. Pes etmeden üniversiteye gitmen ne güzel :)

    Teşekkür ederim mim için, ben de geçenlerde yazmıştım bunu, ona sayalım :) (Hayır oturup bir daha yazarım da isyan edenler çıkabilir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)

      görmemişim tüh, hemen gidip bi bakayım sana ;))

      Sil
  2. Bir cirpida okudugum bir yazi oldu ne guzel anlatmissin kendini

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eheheh teşekkürler, sevindim keyif vermiş olmasına ;)

      sevgiler :)

      Sil
  3. Seni tanımak güzel. Sevdiklerin ve sevenlerin hep yanında olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hehe teşekkürler :)
      hepimiz sevdiklerimizle yaşlanalım inşallah...

      sevgiler

      Sil
  4. Bu hayatta mucize diye bir şey yok. Bunu bir gün siz de anlayacaksınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir gün mucize diye adlandırdığınız şeyler sizi "aldattığında" ve onların mucize değilde "zorlama" olduğunı gördüğünüzde tekrardan konuşalım.

      Sil
    2. bu da sizin bakış açınız...

      insanlar başkalarının hayatını da çoğu zaman kendi hayatlarının gözleriyle görüyor..
      hayatta ne yaşıyorsak mutlaka bir sebebi vardır... ve yaşayacaklarım acı da olsa tatlı da olsa hepsine çok hazırlıklıyım... daha önce yaşadıklarıma istinaden kendimi bu kadar iyi tanıyorum...

      zaman geçer de çok canım acırsa eğer onu da o zaman düşünürüm ama şu anda sizin gibi düşünmüyorum...

      siz beni takip etmeye devam edin, bakarsınız sizin düşünceleriniz değişir ;))


      sevgiler...

      Sil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...