Çarşamba, Ekim 13, 2010

11-15 EKİM HAFTASI (2)

Yaz tamamen bitti artık, farkında olmak bi kenarda dursun üzerimizdeki kalın kazaklardan çizmelerden iyice anlıyoruz bunu ve hala yaz mevsiminde kalıp onu yaşamak isteyen bazıları bile anladı sanıyorum bu işi
Her ne kadar pastırma sıcaklarının geleceği Müjdesi(kime ve neye göre bu müjde!)verilmiş olsa da meteoroloji tarafından, sonuç itibariyle o da geçici bir şey, ben de ilan ediyorum
Güz bile bitiyor, kışa giriyoruz...
Yazın ışıltısı cıvıltısı, tatiller,izinler, bronzlaşmalar, fıkır fıkır kaynamalar, yaz aşkları, yazlık arkadaşları, ve yaza ait bir sürü ıdı vıdı hepsini yaşadık bitti, şimdi nedir, iş ve okul zamanı.
Havanın bu bulutlu siyahımsı durumu insanı bunalıma sokar gibi oluyor. Zaten soğuk,zaten sabahın köründe kalkıp hazırlanmak ve işe gitmek zorundayız, zaten yapacak bir sürü şey var, zaten uykusuz kalmışız, of nerden çıktı şimdi bi de bu yağmur
Zaten işimi de sevmiyorum, zevk de almıyorum, aman bu okul da oku oku nereye kadar, bu master biter mi, bu işler yoluna girer mi, ayyy tanrım bu kasvet geçer mi
“Kış bunalımına mı girdin sen yaaa” deriz ya tam da işte onun gibi.
Peki yapacak ne var?
Kadercilik,hayalperestlik,spor,realist düşünce,meditasyon,gezme tozma,kışın tadının çıkarma vs. vs. yapacak aslında çok fazla şeyimiz var.
Kaderci olma bir şeyler yap tarzında düşünceler savunuyor olsam bile çoğu zaman “kısmet işte yaa” diyenlerdenim ama öyle anlar olur ki işte bazı şeyleri değiştirmeye insanın gücü yetmez. Öyle zamanlarda da hayatımızın içindeki olumlu parçaları bulup çıkartmak gerektiğine inanırım.
(Yani bu inancım son bi kaç gündür açığa çıktı, beni bilenler “dediğine bak yaptığına bak” demesinler)
Gerçekten yaşarken çok fazla şey yaşıyoruz, mücadele etmek için gücümüzün azaldığını hissettiğimiz de oluyor ama önce sağlıksız sonra güçsüz yaşanılmıyor. Olumsuzluklar hayatımızda hep olmak zorunda, ben artık kabullendim bunu, nefes aldığımız sürece çok mutlu da olabiliriz çok mutsuz da bunun tam ortasını da bulabiliriz elbet ama işte o noktada bize biraz iş düşüyor diye düşünüyorum.
Hayatınızda var olan canınızı sıkan keyfinizi kaçıran moralinizi bozan işiniz sevgiliniz dersleriniz fiziğiniz vs. ne ise, değiştirilebilecek olanlar ve değiştirilemeyecek olanlar diye aslında siz farkına varmadan gruplanır. O yüzden değiştirebileceğiniz şeyleri değiştirmeye çalışarak değiştirilemeyeceklerin yükünü hafifletin.
Madem ki kış geldi havalar bozdu, yağmur çamur ama sevmiyorsunuz bu sululuğu, ama katlanmak zorundasınız ve yaşamak zorundasınız; yaşayın o zaman. Giyinin montlarınızı çizmelerinizi, takın şalınızı şapkanızı, istiklalde yağmurda yürümenin keyfini çıkarın, kokusunu asla unutamayacağınız sıcak bi kahve&sıcak çikolata yudumlayın. Eski arkadaşlarınızı görün ve kış sezonunun vazgeçilmez etkinliği, sinemaya gidin. Sıcak sıcak oh mis.. =)
Yazın sıcaklığında insanın yapası gelmiyor çoğu zaman ama bu havaların kendinizi hamlaştırmasına, hantallaştırmasına izin vermeyin, spor yapın. Hiç bir şey yapamasanız bile sadece KENDİNİZ için günde yarım saat yürüyün. Sadece KENDİNİZ için.
Kilit cümle bu aslında. Her şeye ve her şeye rağmen, şimdiye kadar olan olumlu olumsuz her şeyin üstüne yeni güzel şeyler koymak için, sadece KENDİNİZ için bir şeyler yapmaya başlayın. Ve bunu kendinize hissettirin. KENDİM İÇİN BİRŞEY YAPIYORUM, diyerek bunu kendinize gerçekten kabul ettirin.
Böyle şeyleri okuyunca bazı cümleler hep klişe gelir bana ama bazen klişeler doğrudur ve bu hayatta sizi en keyifli yapacak şey yine kendinize giden yoldur.
Ben bu haftanın adını 11-15 EKİM Haftası koymuştum, ne olursa olsun kendimizi mutlu etmeye çalışıyoruz, diyerek. Ve ısrarım devam ediyor.

Çarşamba bugün ve çarşambalar hep tepe noktası gibi gelir bana…
Tepeye çıkartın kendinizi en tepeye, hatta gidin aynaya bakın gülümseye gülümseye…
Kendi gülümseyişiniz bile bi armağandır aslında kendinize…

PınarYaşamPınarım

9 yorum:

  1. Terapii evet terapi yapıyorsun değil mi bize :)

    YanıtlaSil
  2. şuan yoldasınn ben bu hafta bu mutluluk haftasında çuvalladım:((( ama sen yanıma geliyorsun ben mutluu ediceksin yinee biliyorum diclee

    YanıtlaSil
  3. gülücüğe gülücük bi de;
    @cepaynası :)))

    YanıtlaSil
  4. yurdanur'cum, işe yarıyor mu, yarıyorsa harika.. :)))
    diclemmm, bu moral bozuklukları geçici.. yarına bomba gibi uyan, lütfen... sen de beni mutlu et.. :))

    YanıtlaSil
  5. ne güzel yazmissin,hayattan zevk almaliyiz bencede kendimizi sevmeli ve kendimiz adinada birseyler mutlaka yapmaliyiz! Valla ben yapiyorum da bazen diyorumki " yani cokmu bencilim,sadece kendimi ön planda tuttugum icin?"

    Hep istedigim seyleri yapmaktan,msela söylemekten,almaktan,gitmekten,vermekten gibi...

    Önce kendi isteklerim,bu esim,ailem cocuklarim bile olsa,önce ben okey vermeliyim,bence sirf bu yüzden sorunlarla karsilastigimda cok zayifim,hemen yelkenler fora bende!

    Sanirim bu günden sonrada böyle devam eder,bugün Dogum Günümdü,kendimi hep ayni yasta hissetsemde,bu saatten sonra kimsenin isteklerini kaldiramam gibi geliyor...

    Bende bunlari yazmak istedim,sana iyi okumalar bakalim,görüsmek üzere Pinarcim.

    YanıtlaSil
  6. @birterazikızı; aslında herşeye kendi içimizde okey vermek en önemlisi, bazı şeyler yüreksiz isteksiz olmuyor tabiki ama, iş risk almaya ve sorunlarla boğuşmaya geldiğinde hayatımızdaki diğer şeyleri de düşünerek hareket etmek gerekiyor. Doğum günün kutlu olsun.. eşinle çocuklarınla nice nice seneler diliyorum sana.. İnsan kişiliği değiştirilemez birşey olduğu gibi kendimizden şikayet ettiğimiz konularda az da olsa törpülenmek öğrenilebilirdir..
    canım tekrar İYİKİ DOĞDUN...
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  7. ilk defa girdiğim blogun ilk yazısına bakarım hep. merhaba pınar. bana gelmişsin ama biraz vakitsizlikten biraz can sıkıntısından sana gelememiştim. bugün ancak gelebildim. benime tepe noktam çarşambadır bu arada. çok az gezdim. yine gelcem, söz. kurall

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o zaman hoş geldin... :)
      her zaman gell

      sevgiler

      Sil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...